Sınav Başarısında Ailenin Rolü

SINAVA HAZIRILIK SÜRECİNDE GÖZLENEN YANLIŞ ANNE BABA TUTUMLARI

Sınava hazırlık süreci bir takım oyunudur. Bu süreci öğrenci, öğretmenler ve aile bireyleri beraber yürütürler. Ailelerin öğrencilere sağlayacakları destek ya da öğrenciler üzerinde oluşturacağı baskı, öğrencilere sınava hazırlık dönemlerinde olumlu ya da olumsuz tutumlar kazandıracaktır. Gelin birlikte sınava hazırlık sürecinde karşılaşılan yanlış anne baba tutumlarını inceleyim. Sizler de kendinizi düşünerek acaba bu aile modellerinden birine giriyor musunuz diye düşünebilirsiniz.

1)Koruyucu Aile Modeli

Koruyucu aileler, çocuğu ile ilgili tüm sorumlulukları üstlenen ailelerdir. Belki sınav başvurusunu bile çocuğu yerine kendisi yapan, bıraksanız onun yerine sınava bile girecek olan kişilerdir. Bu tutuma sahip aileler, çocuklarını genellikle abartılmış bir sevgiyle büyütürler. Çocuklarını tabiri caizse “armut piş ağzıma düş” şeklinde yetiştirmişlerdir. Sonucunda ise ne mi olur? Bu tutuma sahip ailelerin çocukları ya çok yoğun sınav kaygısı yaşarlar, ya da hiç sınav kaygısı yaşamazlar.

    “Annem – babam bir dediğimi iki etmiyorlar, muhakkak sınavı kazanmalıyım, ya kazanamazsam!” (yoğun kaygı yaşayan)

     ‘Annem – babam nasıl olsa bir dediğimi iki etmiyorlar, kazansam da kazanmasam da onlar böyle olmaya devam edecek, o halde niye kendimi stres altına sokayım ki”( hiç kaygı yaşamayan)

  2)Baskıcı Aile Tutumu

Bu tutumu benimseyen ebeveynlerde çocuklarına karşı bir hâkimiyet vardır ve baskıcı bir tutum içerisindedirler. Öğrenciden her zaman aileye itaat etmelerini beklerler. Aile içerisinde korku hâkimdir ve çocuk sürekli korku ile büyür. Bu tutumu benimseyen anne – babaların çocuklarında yoğun bir sınav kaygısı gözlenmektedir. Çünkü baskıcı tutum çocukta şuna benzer düşüncelerin oluşmasına sebep olacaktır.

“Annem ve babam benim için o kadar masraf yapıyorlar ve aslında özellikle bunun için mutlaka kazanmam gerektiğini söylüyorlar. İyi ama ya kazanamazsam! Eğer kazanamazsam bana verecekleri cezayı, söyleyecekleri o sözleri düşünmek bile ürkütüyor beni” şeklindeki düşünceyi yoğun bir şekilde yaşayacak ve kaygısını arttırmış olacaktır.  Hatta bu tutumu benimseyen anne – babaların çocukları zaman zaman bu stres ve sınav kaygısının etkisiyle depresyona girmekteler ve anne – babalarının yanında ağlayarak onlara karşı olan tepkilerini dışa vurmaktadırlar.

Yapılan araştırmalar baskıcı ve otoriter tutumlar ile başarı arasında olumsuz bir ilişkiyi ortaya çıkarmıştır. Baskıcı tavırlar, öğrencinin zihinsel ve duygusal enerjisini esas amaç olan eğitimden saptırmakta ve bu yaklaşımlara boyun eğme ya da karşı gelme şeklinde tavırlar geliştirmesine neden olmaktadır.  

3)Aşırı Sorumluluk Yükleyen Aile Modeli

Çocuğuna kaldıramayacağı derecede sorumluluk yükleyen, okul sonrası evde birçok işten sorumlu tutan( örn.kardeşinin bakımından sorumlu olma) aile tutumudur. 

4) Sorgulayan ve Yargılayan Aile Modeli

“Sınavın nasıl geçti?” sorusu yerine “kaç yanlışın var, arkadaşın kaç puan aldı, senden yüksek alan kaç kişi var?” sorularını öncelikli soran aileler bu gruba girmektedirler.

Bu noktada size verebileceğim bir tavsiye şudur ki; evet çocuklarınız hakkında çok şey merak ediyorsunuz öğrenmek istiyorsunuz dolayısıyla da sorular soruyorsunuz. Onların ergenlik döneminde olmasının da etkisiyle sorduğunuz sorular onlar tarafından çok rahatsız edici ya da yargılayıcı bulunabilir. Bu sebeple sorduğunuz sorularda bile kullandığınız dil çok önemli. Çocuğa, ona kendini savunma ihtiyacı doğuracak “neden” ile başlayan soruları böyle durumlarda kullanmamaya çalışın. “Neden sınavdan düşük aldın” demek yerine “Kızım/oğlum sınavda yeterli başarıyı gösterememiş olmanın sebepleri neler olabilir?” şeklinde sorabilirsiniz.

5)Kaygılı Aile Modeli

Çocuğun geleceği konusunda aşırı kaygı duyan ve kaygısını çocuğuna fazlasıyla yansıtan ailelerdir. Bu ebeveynlerin sınav kaygısı çocuğa da yansıyabilir. Çünkü anne baba sürekli ‘ya istediği üniversiteye giremezse? Ya sınavı kazamazsa? Bu hayatının sınavı.’ Şeklide ifadeleri sıkça kullanırsa çocuk da bu durumdan etkilenir. Çünkü başta da belirttiğim üzere sınava hazırlık bir takım oyunudur ve anne-babalar da bu takımın bir parçasıdır. Aile bireylerinden herhangi birinin kaygısı arttığında diğerleri de bundan etkilenecektir.

6)Olağanüstü İyi Davranan/Kendi Yaşamından Vazgeçen Aile Modeli

Sınava hazırlı sürecinde olağanüstü bir durum varmış gibi bir yıl boyunca eve misafir kabul etmeyen, seyahat programı yapmayan, çocuğunun salonda ders çalışmasına izin verip bir yıl boyunca hiç TV izlemeyen, hatta fazla konuşmayan aileler bu gruba dahildir. Sanırım günümüzde birçok anne baba bu tutuma sahip oluyor.

7)Mükemmelliyetçi Anne-Baba Tutumu

Anne – baba sürekli olarak çocuğa ulaştığı yerin yeterli olmadığını, çaba gösterirse daha iyi olabileceğini anlatır. Gösterdiği çabaya karşı bir türlü anne – babasının istediği düzeye ulaşamayan çocuk giderek kendi gözünde de değersizleşir. Anne – babanın isteklerinin aşırılığı karşısında sürekli olarak başarısızlığa uğrayan çocuk giderek “Nasıl olsa yapamıyorum, öyleyse neden deneyeyim!” düşüncesini geliştirmeye başlar.

Çocuk bu durumda çalışmayı bırakma düşüncesi geliştirebilir. Yüksek beklentiler altında ezilen bu çocuk sınav kaygısını da yoğun bir şekilde yaşayacaktır.

EBEVEYNLERE TAVSİYELER

Yukarıda bahsedilen yanlış davranışlardan sonra belki nasıl davranacağımızı şaşırdık öyle davransak yanlış, böyle davransak yanlış diyorsunuz. Şimdi vereceğim 7 tavsiye sizlerin çocuğunuzun sınava hazırlık sürecinde ona karşı daha destekleyici olmanıza ve onuna sağlıklı bir ilişki kurmanıza yardımcı olacak.

1)Her zaman, her koşulda ilk ve en önemli kural çocuğunuza sizin için değerli olduğunu hissettirin ve “Sınav sonucu ne olursa olsun sen değerlisin” mesajını vermeyi unutmayın. Onun gözünüzdeki değerinin sınav sonucuyla ölçülemeyeceğini belirtin. Her sonuca karşı çocuğunuzla konuşarak alternatifleri göz önünde bulunduracağınız fikrini paylaşın. Unutmayın ki bütün sınavlar geçicidir; sizlerin ilişkisi ise kalıcı! Sizlerin bu dönemde verdiği mesajlar eğer olumsuzsa bu durum bir şekilde öğrencinin gelecek hayatında da kendini başka olaylarda yetersiz başarısız hissetmesine sebep olabilir. “Zaten ben neyi başardım ki” gibi genellemeler yapmalarına sebep olabilir. Sınavda başarılı ya da başarısız olmanın öneminden çok, sınavın gelecek için kullanabileceği bir araç olduğunu vurgulayın. Sınavın bir son olmadığını belirtmekle birlikte, sadece gelecekte yapacağı mesleği edinme yolunda atılan bir adım olduğunu belirtmeye önem verin. Sizin için önemli olanın sınav sonucundan çok, onun elinden geleni yapması olduğunu anlamasını sağlayın. Başarılı olsa da olmasa da, onu hep seveceğinizi, sizin için değerli olduğunu ve her zaman önemseyeceğinizi vurgulayın.

2)Bunu yaparken kuracağınız cümleler çok önemli. Vereceğiniz desteği de abartmamak gerekir“Aslan oğlum benim sen çok akıllı çocuksun, kesin çok yüksek puan alacaksın”  tarzında ifadeler “Akıllı çocuklar kazanır, kazanamazsan akılsız olduğunu düşünürüz” türü söylemler kadar yanlış ve tehlikeli! Hatta bazen “ben sana güveniyorum sen zaten yaparsın” demek bile öğrenciler üzerinde bir beklenti kaygısı yaratabilir. Eleştiriniz gibi desteğinizi de abartmayın. Çabasını övün ve sonuç ne olursa olsun sizler için önemli olan çabaladığını görmek olduğunu söyleyin.

3)Beden dili ve ses tonu ile verdiğiniz mesajlara dikkat edin. Anne babalar bazen çocuklarına; “sınav bizim için önemli değil, kazanamazsan da olur. Canını sıkma, kafana takma” gibi önerilerde bulunmaktadırlar. Ancak eğer anne-baba çocuklarına bunları söylerken, beden dili ve ses tonları desteklemiyorsa yani ağızlarından çıkan ile bedenlerinin söylediği çelişiyorsa öğrenci daha çok beden diline dikkat edecektir. Ebeveynlerin kaygılı, üzüntülü halleri çabucak algılanır. Vücut dilinizin ,ifadelerinizin ve davranışlarınızın uyum içinde olmasına özen gösterin. “Sınav bizim için önemli değil, önemli olan senin elinden geleni yapıyor olman” mesajı verirken, deneme sınavlarında yüksek puan aldıklarında ödüllendirici olup, düşük puan aldıklarında üzgün, kızgın veya cezalandırıcı bir tutumda bulunmanız vücudunuzun ve dilinizin aynı şeyi söylemediğini gösterir. Çocuğunuz buradaki ikilemi anlayarak daha çok beden dilinize dikkat edeceğinden, bu ikilemin olmaması için beden dilinizin, ses tonunuzun ve davranışlarınızın örtüşür olmasına önem gösterin.

4)Meli-malı kelimeleri dikkatle kullanılmalı. “En az şu kadar net yapmalısın. Kimya ve biyolojiden full yapmalısın. Başarılı olmalısın. Dikkatli olmalısın. Kendini dersine vermelisin. Bu yıl mutlaka kazanmalısın” türünden zorunluluk ifade eden cümleler öğrencinin kaygısının artmasına neden olmaktadır. Bu tür zorunluluk ifade eden cümleler öğrenciyi motive etmekten çok kaygılandırır.  

5)Negatif motivasyondan uzak durun. Bazı anne babalar çocuklarının motivasyonunu artırmak için; “bu gidişle sen asla kazanamazsın, yata yata sınav kazanılmaz” gibi sözler söyler. Ancak negatif motivasyon pek az öğrencide başarılı olur. Hatta öğrencinin kendisini başarısız görmesine neden olarak kaygısını artırabilir.

6)Çocuğunuzdan beklentilerinizde gerçekçi olmaya çalışın. Her anne baba kendi çocuğunun daha özel olduğunu düşünür. Oysa her insanın objektif bakıldığında belli alanlarda kuvvetli yönleri olabildiği gibi belli alanlarda da zayıf özellikleri olabilir. Beklentileriniz ile çocuğunuzun yapabilecekleri birbiriyle uyumlu olursa çocuğunuz daha az kaygı yaşayabilir. Herkes mühendis olacak, avukat olacak doktor olacak diye bir durum yok. Çocuğunuzun ilgi ve yeteneklerinin farkında olun ve bu yöne doğru destekleyin.

7)Bu zor dönemde çocuklarınıza anlayışlı ve destekleyici davranın. Kaygının yoğunlaşması ile birlikte çocuklarınız kendilerini daha çaresiz ve çözümsüz hissedebilirler. Bu nedenle daha tepkili olabilirler. Daha önceden kızmadıkları şeylere şimdilerde daha sert tepkiler gösterebilirler. Bu durumun geçici olduğunu düşünerek çocuğunuza karşı anlayışlı olmaya çalışın.

Yorum yapın